27 Ocak 2013 Pazar

YENİ YENİ YENİDEN:)


AYLAR SONRA GELEBİLDİM AMA Bİ SORUN NEDEN?:)
 
Biliyorum bu kadar ara vermeyeceğim demiştim bir postumda. Ama yazın başıma bir sürü şey geldi ve ben bir türlü kendimi toparlayamadım sonra bu süre uzadı da uzadı arkadaşlar. Umarım bir daha da bu kadar uzun bir süreç yaşamam diyorum ve başlıyorum sizlere bu aşağı yukarı 6-7 aylık süreçte neler yaşadıklarımızı.
 
Önce sıkıntılı olan süreçten bahsedeyim. Güzel bir tatil yapmak amacıyla yıllık iznimi aldım, ama o arada bir hastalık peydahlandı bende ve ilaçlar serumlar falan derken İstanbul'da çok sevdiğim ve güvendiğim doktorum tedaviye başladı ve Tekirdağ'daki yazlığa gitmemde bir sakınca olmadığını söyledi. Tam dört günde 4 kilo verdim bu arada ki, bu durum malumunuz üzere yemek yemeyi çok seven ve bir türlü kilo veremeyen biri olarak herkes tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Fakat doktorum her daim kendisini arayabileceğimi, ilaçlarımı kullanmamı söyledi ben de tamam dedim ve yola çıktım. Ama durum daha da vahim bir şekilde devam etti. Yaklaşık onbeş günün sonunda ben 7.5 kilo vermiştim ve bu arada özel bir hastanedeki başka bir doktora gitmek zorunda kaldım ve kendi doktorum ile diğer iç hastalıkları doktorunu da görüştürerek birçok testler yaptırdım. Sonuçta çıkan testlere göre Tekirdağ'daki özel hastanedeki doktorun bana koyduğu teşhis kanserdi.... Nasıl??? Sadece kan testlerine ve verdiğim kiloya bakarak bu teşhisi koydu. Üstelik o kadar ruhsuz ve rahat bir şekilde bunu söyledi ki, kendisini görmenizi isterdim. Böyle insanların bırakın doktor insan olduğundan bile şüphe edilmesi gerekiyor bence. Sonra bana ağrı kesici vererek ve eğer isterseniz kolonoskopi ve endoskopi yapalım haftaya diyerek eve gönderdi. Hastaneden çıktığımda şoka girmiştim. Hemen doktorumu aradım, doktorum duyduklarına inanamadı ve hiç üzülmeyin lütfen bu testlere bakarak bir insana kansersin diye teşhis konulamaz dedi. İstanbul'a geldiğinizde bu işlemleri burada yaparız dedi. Sonuç mu bütün arkadaşlarım, ailem, ben hepimiz sonuçlar çıkana kadar acı, üzüntü yaşadık, herkes şoka girdi, kimse bana bu hastalığı yakıştıramadı, birileri profesörler bulmaya çalıştı, birileri, bio enerji uzmanları bulmaya çalıştı, telefonlarım hiç susmadı, herkes moral vermeye çalıştı, yoktur öyle birşeyler dedi, ama ben aylarca bu şoktan çıkamadım. Neyse hep söylüyorum doktor var doktorcuk var diye, dilerim kimse benim yaşadıklarımı yaşamasın. O yüzden sevgili arkadaşlarım elim çok ama çook uzun zaman hiç birşeye varmadı, bunları paylaşmak için bile yazacak gücü bulamadım kendimde. Neyse ki hepsi geçti gitti..
 
Şimdi de diğer haberlere geçeyim bunlar da güzel haberler olsun:) Artık daha sık görüşeceğimizi umuyorum, üstelik artık kendi resimlerimi de bu blogta sizlerle paylaşacağım, arkadaşlarım face de açalım sana diyorlar ama ben önce blogumu oturtayım o benim için çok daha önemli...
 
Oğlumu merak ediyordunuz evet o Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'ni kazandı Maliye Bölümü 1. sınıfında okuyor. Hiç tahmin ettiğim bir bölüm değildi açıkçası:) ama o üniversiteyi çok beğenirdim, bu nedenle çok mutlu oldum:) Umarım çok başarılı olur, bizim de, hiç bir anne babanın da emeği boşa gitmesin.
 
Bana gelince onu da merak ediyordunuz:) Malumunuz üzere ben de ikinci üniversiteyi okuyordum, işletme son sınıfa geçtim kalmadan, bakalım inşallah bu sene bitirebilirsem çok mutlu olacağım, zira önümüzdeki yıl için başka planlarım var:) Napayım boş durmak bana yakışmıyor, sanıyorum hiperaktifim, herkes kızıyor ama benim tempoma, onları yoruyormuşum:) ingilizceye kaldığım yerden devam etmek istiyorum:)
 
Ayrıca Fotoğrafçılık Klübüne üye oldum, şimdi profesyonel bir makine alacağım canon ya da nikon henüz karar vermedim bilenler de önerilerini sunarlarsa sevinirim...hocamız da birkaç model önerdi ama acaip yüksek, her bir parça ayrı fiyat neredeyse yeni evli çiftlerin ev düzmeleri gibi bir fiyat çıkıyor herşeyi alayım dersen. Gülmeyin valla öyle...
 
Eveeettt nerede kalmıştık? Bu arada ancak öğle yemeğini yedim. Aç aç yazmaya devam edemedim malum insülin direnci denen birşey var bir müddettir... Neyse bu post böyle resimsiz falan olacak o yüzden resim falan beklemeyin ne olur. Özlemişim zaten yazı yazmayı. Ee zaten arkadaşlarım da bilirler konuşmam da böyledir, çok konuşurum, yazımdan da belli oluyordur. Yani çok konuşur çok yazarım diyelim:) Ha bi de çok gülerim, çok kahkaha atarım, buna da bayılırım....
 
Uzun yıllardır finans sektörünün önde gelen bir kurumda çalışıyordum valla pat diye bu ay dilekçemi verdim emekli oluyorum. Şu genç emekliler kervanına ben de katılmak istedim. Biraz değişik bir duyguymuş. Önümüzdeki hafta son kez bankaya gideceğim. Şu an daha tam olarak ne hissettiğimi bilemiyorum. Bildiğim tek şey yıllarca verdiğim sevgi, anlayış, dostluk, arkadaşlık gibi şeylerin bumerang gibi bana döndüğünü şu bir iki haftada gördüm. Bu müthiş birşey, gerçekten çok güzel bir duygu. Herkese ayrılmadan önce vakit ayırmaya çalışıyorum ama sanıyorum imkansız. Bu şekilde olursa hem önümüzdeki ay sonuna kadar kalmak zorunda kalacağım (öğlen yemekleri için) hem de ayrıldıktan sonra obezite tedavisi görmek zorunda kalacağım:) şimdiden koca bir göbeğim oluştu, sanki daha önce yokmuş gibi:) Sanıyorum en çok özleyeceğim şey çok sevdiğim arkadaşlarım olacak, bazen bu kadar sosyal olmak iyi mi diyor arkadaşlar yorucu olmuyor mu diyorlar ama ben arkadaşlarım olmadan sanıyorum mutlu olamam, insanın bence bolca arkadaşı, seveni ve sevdiği, paylaştığı, derdini anlattığı, dinlediği, soluklandığı, soluk aldırmadığı(!) arkadaşları olmalı...
 
Sanıyorum uzun süre evde oturamam, sıkılırım diye düşünüyorum. Ama biraz keyfini çıkarmak da isterim doğrusu. Hep beraber göreceğiz.
 
Kısa sürede görüşmek dileğiyle, hiçbirinizi bu sürede ziyaret edemedim ama artık yavaş yavaş bloglarınıza uğramaya başlarım, beni affettiniz değil mi? Biliyordum zaten affedeceğinizi:) Hadi kucak dolusu sevgilerimi yolladım hepinize yakalayın, hoooppp:))) öpüyorum sizleri.....